Sözlükte "doğa" ne demek?

1. Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü.
2. İnsan etkinliğinin dışında kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç; canlı ve cansız maddelerden oluşan varlığın tümü, tabiat.
3. İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış doğal güzelliklerini koruyan, genellikle kent dışı kesim.

Cümle içinde kullanımı

Deniz de pisliği doğa yoluyla temizleyemez oldu.
- H. Taner
Ne ekersen ek toprağa; hiç düşünme / Umduğundan fazlasını verir doğa.
- F. Halıcı

Doğa kelimesinin ingilizcesi

[Doga (comics)] n. nature, internal
v. be born, rise, arise, come about, break through, arrive, begin, emanate, emerge, ensue, grow out of, spring

Doğa nedir? (Felsefe)

Geniş anlamda, fenomenlerin sonsuz çeşitliliği içinde dile gelen maddi nesnelerin, yapıların ve süreçlerin bütünü.

Bu anlamda «doğa» kavramı, «evren», «uzay boşluğu», «madde» ve «nesnel gerçek» kavramlarıyla özdeştir. Doğa, durmadan yeni biçimlerin doğduğu, diğerlerinin de yok olup gittiği bir gelişme süreci içinde sonsuza değin ve bitimsiz var olur. Organik ya da inorganik doğa, evrenin içinde elementer parçacıklar ve alanlar biçiminde bulunur atomlardan oluşan molekül birleşimleri, çeşitli yıldız sistemlerindeki gezegenleri oluşturan çok çeşitli cisimleri oluştururlar. Bazı gezegenlerde, yaşamın doğmasını, gelişmesini ve inorganik doğayı meydana getirebilecek koşullar ortaya çıkabilir. Örneğin gezegenimizde, uzun bir gelişme süreci sonunda, en yüksek ürünü insan toplumu olan canlı doğa ortaya çıkmıştır. Toplum, doğanın gelişiminden çıkar ve her zaman doğanın bir parçası olarak kalır. Ve toplumun doğuşu, doğanın gelişme çizgisindeki en yüksek nitelik sıçraması anlamına gelir çünkü toplum, kendi dışında kalan doğayı karşısına alma, onu işleyerek belirli amaçlar doğrultusunda değiştirme ve gitgide artan ölçüde egemenliği altına alma yeteneğini kazanır.

İnsan toplumunun doğup gelişmesiyle birlikte, doğa ile toplum arasındaki karşılıklı etkileşimde ortaya çıkar bu etkileşim alanı içinde insanlar, kendilerini çevreleyen doğayı, tarihsel bir süreç içinde, teoride ve pratikte gittikçe daha geniş kapsamlı olarak öğrenir, kendine mal eder (özümler), yani onu tanır, onun bilgisini edinir ve insan gereksinimlerinin giderilebilmesi için ondan yararlanmak amacıyla onu değiştirirler. Bu bağlam içinde, «doğa» kavramı, toplum kavramını içermeyen dar bir anlam kazanır. Burada doğa deyince, insan toplumunun yaşamının doğasal koşullarını, doğasal çevreyi ve toplumun dışında yer alan dünyayı anlarız.

Doğanın, insan toplumuna üretim, teknik, bilim, sanat vb. yollarıyla mal edilmesi, insanlık tarihinin başlıca konularından birini oluşturur. Bu süreç içinde insanlık, ona kendi damgasını basar ve onu insana yaraşır bir dünya haline çevirir. Bu süreç, ilkel toplumda, köleci toplumda ve feodal toplumda, üretim güçlerinin henüz tam gelişmemiş olması nedeniyle, oldukça ağır yürürken, kapitalizmin ortaya çıkması ve üretim güçlerinin alabildiğine gelişmesiyle büyük boyutlara ulaşmıştır. Doğa güçlerinin ve doğa zenginliklerinin kullanılması, kapitalizmin kar amaçlarına göre düzenlenmiş, böylelikle, doğanın gelişigüzel tarumar edilmesine yol açılmış, doğa zenginlikleri kurutulmuş, insanların varlık temelini oluşturan doğasal dayanaklar zarara uğramıştır. Kapitalist yıkıcılığın doğa üzerindeki feci etkileri (toprak erozyonu, su sıkıntısı, hava ve su kirlenmesi, hayvan soylarının tükenmesi), kapitalist ülkelerde çevre kirlenmesine ve doğanın tahrip edilmesine karşı çevreyi koruyucu önlemlerin alınmasının gittikçe yoğunlaşmasına ve doğayı koruyucu bir dizi önlemlerin yürürlüğe konulmasına yol açmıştır. Ne var ki, kapitalist toplum sistemi, kar etmekten başka bir şey düşünmeyen sanayinin bu noktada ortaya koyduğu kesin sınırları aşamadığı için, bu sorunu temelden çözüme kavuşturma olanağından yoksundur.

Sosyalist toplum, ilke olarak doğa karşısında yeni bir tavır takınmıştır. Salt kar amacıyla doğanın tahrip edilmesine son vermiş ve ilkönce, geçmiş yıkıntıların etkilerini ortadan kaldırmakla işe koyulmuştur. Bu konuda, toplumun doğasal varlık koşullarının temelini oluşturan doğasal kaynakların korunması ve düzeltilmesi için, orman ve su ekonomisine ilişkin geniş kapsamlı önlemlere başvurulmuştur. Sosyalist toplum, ekonomik olanakların elverdiği ölçüde doğaya müdahalesini geliştirmekte, doğasal güçlerin ve zenginliklerin gelecekteki toplumsal gelişmenin de doğasal dayanağını oluşturacak şekilde korunmasına özen göstererek, üretimi artırmaktadır.